Tarih: 06 Eylül 2010 Pazartesi , Saat:
 
Kullanıcı Adı:
Şifre:

Beni hatırla.

# Yeni Üye
# Şifremi Unuttum
İÇERİK
Ana Sayfa
Yasal Uyarı
Müzikli ve Hareketli E-Kart
Eleman ve İş İlanları
Makale Gönder
Marjinal Pet Shop
Online Radyo Tv
Telefon Rehberi
Trafik Sorgulama
Gazeteler
Döviz Kurları
İletişim
MAKALELER
Güncel (10)
Çocuk Gelişimi (10)
Özel Eğitim (3)
Genel Sağlık (2)
Tıbbi Bilgi-Hasta (6)
Tıbbi Bilgi-Doktor (1)
Sağlıklı Güzellik (0)
Sağlık Yönetimi (6)
Tıbbi Hukuk (1)
Allerji (18)
RESİMLER
Doğa (3)
Komik (0)
Çocuk (2)
Karikatürler (1)
Hayvanlar (3)
Duvar Kağıtları (3)
Allerjenler (3)
MESAJLAR(Son 10)
Yazan: KAANCAN
Tarih: 26 Mart 2008 Çarşamba
Mesaj: iyi geceler allerjik hastaliklar cok uzun sureli tedavi gerektirir. simdiden acil sifalar dilerim. cok seviyeli bir siteniz var basarilarinizin devamini dilerim
Yazan: ÖZLEM
Tarih: 19 Ekim 2007 Cuma
Mesaj: SİTENİZİ TEBRİK EDİYORUM ÇOK GEREKLİ FAYDALI OLMUŞ BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM HASTALAR ACİL ŞİFALAR
Yazan: kirmizi_gelincik
Tarih: 12 Ekim 2007 Cuma
Mesaj: 3 yıldır alerjik astım hastayım 19 yaşındayım. 3 yıl öncesine kadar her mevsim dönümünde hapşurma burun akıntısı gibi şikayetlerim oluyordu doktora gidiyordum saman nezlesi diyip ilaç verip gönderiyorlardı sonra bi tanıdığımız göğüs hastalıkları uzmanına gitmem gerektiğini söledi ve gittim. Alerji testleri yapıldı biirçok şeye alerjim çıktı önce sadece 1 ilaç kullanıyordum (aireus) son 3 yıl kötü olmaya başladım artık mevsim dönmelerinde değil hergün kışın yazın her Allahın günü aynıyım(miflonide,ventolin fexadyn nasacort kullanıyorum). Çok kötü olduğum zamanlarda (ağrısı kemiklerime vuruyor) avil vuruluyorum bazende avil dekort ozaman rahatlıyorum ama bu sefer sersem gibi oluyor kendime gelemiyorum saatlerce. Doktorum derdimi anlamıyordu eline aklına ne ilaç gelirse onları verdi antibyotikler kullım guatır testi yapıldı hiçbişi çıkmadı ii bi tedavi yapamadı bana ilk başında üni hastanelerine sevk istedim vermedi. sonr başka doktordan sevk alarak üni hastanesine gittim orada çeşitli tahliller tekikler yapıldı önce tedavileri ii geldi aynı ilaçları verdiler ama tedevileri ii geldi kullanım şekillerini değiştirdiler ama bi süre sonra yine kötü olmaya başladım burun akıntısı hapşurma nefes darlığı hiç bitmiyor bana yardımcı olcak mısınız lütfen adam gbi bi tedavisi yok mu bunun. (aşıda vurmuyorlar alerjilerim çok çeşitli olduğu için ahngi birine vuralım diyorlar) ne olur yardımcı olun şimdiden teşekkürler...
Yazan: bilge
Tarih: 09 Eylül 2007 Pazar
Mesaj: merhaba bu faydali sayfa için teşekkürler. babam 5 yıllık allerjik astım hastası bir türlü tedavi yolu bulunamadı.. bize bu konuda yardımcı olabilecek varsa çok seviniriz. şimdiden teşekkürler. m.bilge@inceoz.com
Yazan: bilge bilge
Tarih: 12 Temmuz 2007 Perşembe
Mesaj: sayfanın çok ziyaretçisi var ama üyesi az. Niye bilmiyorum.Ben de üyelik için düşündüm ama ne gibi bir sakıncası var, niye kimse üye olmuyor merak ettim
Yazan: dogan
Tarih: 04 Nisan 2007 Çarşamba
Mesaj: Oldukça başarılı ve dolu bir site hazırladığınız için deşekkürler. Başarı dileklerimle...
Mesajlara gitmek için tıklayın
İSTATİSTİKLER
Sayfalar: 2
Makaleler: 57 - Kat: 10
Resimler: 15 - Kat: 7
Mesajlar: 6
Üyeler: 139
Online: 3
SAYAÇ
Bugün: 63
Dün: 130
Toplam: 190288
 » Makaleler \ Allerji \ ALLERJİ NEDİR?   

 
ALLERJİ NEDİR ?

Allerji vucudumuzun bağışıklık sisteminin çevremizde bulunan ve zararlı olmayan bazı maddelere karşı, ki bunlara allerjen denir, aşırı  şeklide ve anormal bir reaksiyon vermesidir.Bu aşırı reaksiyonun neden vucud tarafından verildiği hala tam ve kesin olarak bilinmemektedir ve zaten alerji teriminin iatince de ki anlamı “tuhaf, anlaşılmaz, anormal” olarak kullanılmaktadır. Bağışıklık sistemimiz çevremizde bulunan ve vucudumuza burun, nefes yolları, barsaklar ve deriden giren yabancı ve zararlı maddelere karşı yaşamı devam ettirmek için engelleyici reaksiyonlar verir. Bu reaksiyonla bağışıklık sistemi hücreleri zararlı maddeleri ortadan kaldırır yada girmelerini engeller. Alerjide ise bağışıklık sistemi bundan bir miktar farklı bir yolla ve vucud için zararlı olmayan maddelere karşı ancak vucud için zararlı olan aşırı bir reaksiyon verir. Bu reaksiyon allerjinin görüldüğü organda kronik bir yangı şeklinde devam eder ve bazen geriye dönüşümsüz değişikliklere yol açabilir.

Her ne kadar alerji denilince akla deride kaşıntı, burun akıntısı ve hapşırma gelse de allerjenin etkilediği organa göre bir çok farklı alerjik hastalık vardır. Bunların başında allerjik bronş astımı, alerjik burun ve göz nezlesi (saman nezlesi, bahar nezlesi ve tibbı adıyla alerjik rinokonjoktivit), besin alerjisi, ilaç alerjisi, deri alerjisi (bebeklik egzeması, egzema ve tıbbi adıyla atopik dermatit), hayvan alerjisi,böcek alerjisi ve çalışılan ortamdaki maddelere karşı olan mesleki alerjiler gelmektedir. Buna neden olan çevrede bulunan allerjen genelde ev içi allerjenler ve ev dışı allerjen olarak ikiye ayrılır. Bu ayırımın nedeni allerjen tipine göre alerjik hastalığın tipinin ve bulgularının değişmesidir. Örneğin en sık ev içi allerjen olan ev tozunda bulunan ve akar denilen böcekciklerdir. Akarlar tüm yıl, dört mevsim boyunca alerjiye neden olurlar. Buna karşın ev dışı allerjenlere en iyi örnek ot, ağaç ve çiceklerin polenleri olup daha çok bahar mevsimlerinde alerjiye neden olur. Tabiki besin, ilaç ve böcek gibi bu sınıflamaya tam girmeyen allerjenlerle de karşılaşma değişik zamanlarda ve ortamlarda olabilir.

Yukarıda anlatıdığı gibi alerji vucudun bağışıklık sisteminin çevrede bulunan allerjen denilen maddelere karşı anormal ve aşırı bir şekilde reaksiyon vermesiydi. Bureaksiyon alerjik bünyeye sahip kişide allerjen ekarşı verilirken, aynı ortamda aynı amdde ile aynı miktarda karşılasa bile alerjik bünyeye sahip olmayan bir kişi bu reksiyonu vermemektedir. Bunu temel nedeni allerjen akrşı verilen reaksiyonda anne babadan gelen kalıtsal bir allerjik yatkınlığın olmasıdır. Bu yatkınlığın olması nedeniyle bebeklik döneminde itibaren çevredeki allerjenlere karşı vucud duyarlı ve reaktif hale gelmekte ve daha sonra yineleyen karşılaşmalar nedeniyle alerjik hastalık gelişimini tamamlamaktadır. Ayrıca tabiki hastalığın gelişmesi ve doğasını tamalaması için çevrede yeterli allerjen konsantrasyonu bulunmalıdır. Bu nedenle alerjik hastalıklara genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen kronik hastalıklardır. Bu nedenle insandan insana bulaşmazlar ve taşınmazlar. Ailesel yatkınlık için en önemli gösterge allerjik hastalığa sahip olan anne babanın çocujlarında llerjik hastalığın normal toplumdaki çocuklara göre daha yükseksıklklta görülmesidir. Örneğin genel olarak bir toplumdaki alerjik hastalık sıklığı ve riski toplam olarak (alerjik astım, saman nezlesi….) ortalama % 20 olarak gözlenirken, alerjik hastalığa sahip olan çocuğun riski % 45’ e, eğer hem anne hem de baba alerjik hastalığa sahip iken bu risk % 70’ e çıkmaktadır. Ayrıca bilinmesi gerekirki bir kişi ev tozu akarına karşı alerjik iken diğer bir kişinin niçin sadece polene karşı alerjik olduğunun nedeni de genetik yatkınlıktır.

Genetik yatkınlık ve çevredeki allerjenin bir araya gelmesi ile önce vucudda bebeklik döneminden ititbaren bir duyarlılaşma oluşur. Bu duyarlılık sonucu bağışıklık sistemi normalde bu maddeye karşı salgılmaması gereken IgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor kan dolaşımı ile vucudun her tarafına dağılarak bağışıklık sistemi hücrelerine yapışır. Eğer allerjen vucuda bir daha ulaşırsa hemen onu tanır ve çok şiddetli bir reaksiyon verir. Bu reaksiyon esnasında bağışıklık hsisteminden salgılanan binlerce madde allerjenin etki yarattığı organda anormal şiddette bir alerjik yangı oluşturur ve hastalığın bulgularının çıkmasına neden olur. Bu eğer alerjik yangı burunda ise hapşırma, burun akıntısı, burun kaşıntısı, gözlerde yanma sulanma ile karakterli olan saman nezlesine, akciğerde bronşlarda ise hırıltılı nefes alıp verme, nefes darlığı ve koyu balgam çıkarma ile ortaya çıkan alerjik bronş astımına, deride ise kaşıntı, kızarıklık ve kuruluğa neden olan alerjik egzemaya, barsakda ise karın ağrısı, ishal, kusma ve barsaklar dışında bir çok bulguya neden olan besin alerjisine  vs neden olur alır. Alerjiye neden olan bağışıklık sistemimizin çevremizdeki allerjenlere olan anormal ve şiddetli reaksiyonu olduğu ve bağışıklık sistemi hücreleri vucudumuzda kan dolaşımı olan her yerde olduğu için alerji bulguları yalnızca o oarganda değil bir çok ayrı organda görülebilir. Örneğin sadece migren tipi başağrıları, göğüs ağrıları, hareketesiz yaşama isteği, inatçı öksürük, sık sık ve uzun süreli nezle olma, çocuklarda büyüme de gerilik gibi bulgular da alerji nedenli olabilir.

 

ALLERJEN NEDİR ?

Çevremizde bulunan, yukarıdaki anlatılan neden ve mekanizmalarla vucudumuzda alerjik reaksiyon oluşturan maddelere denir. Bağışıklık sistemimiz eğer alerjik reaksiyon yapmaya eğilimli ise allerjenin ulaştığı organda alerjik bulguları oluşturur. Bu maddeler bağışıklık sisteminin kolayca tanıyabileceği “protein” yapısındaki organik materyallerdir. Ancak hem bebeklikte bu allerjene karşı duyarlılık kazanmada hemde alerjik şikayetlerin çıkmasında vucudumuzun dışa açılan yerlerine (mukoza); örneğin deri, burun, bronşlar, barsak; veya direk olarak vucumuza; örneğin injeksiyonla; bir yolla ulaşmaları gerekir. Çevremizde en sık bulunan ve alerjik hastalığa neden olanlara “aeroallerjen” denir. Bunlar “ev içi” ve “ev dışı” allerjenler olarak temelde ikiye ayrılır. Ev içi allerjenlere en iyi örnek ev tozu akarlarına karşı olan allerjidir. Ev dışı allerjenlere en iyi örnek polen alerjisidir. Bu allerjenler vucuda değişik yollarla ulaşır ve organa ulaşır. Örneğin ev tozu akarı allerjenleri çok ufak çaplı olduğu için nefes alma ile burunda tutulmadan bronşlara kadar ulaşır ve bronşlarda meydana getirdiği alerjik reaksiyon ile “alerjik bronşiyal astım” a neden olur. Polenler ise daha büyük çaplı ve ağır oldukları için nefes alırken burun bir hava filtresi görevi gördüğü için burunda tutulurlar ve buradaki mukozada alerjik reaksiyona yol açarak alerjik nezleye yola açarlar. Aynı şekilde göz de bir mukoza olduğu için, buraya ulaşan allerjenler alerjik konjoktivite (göz alerjisi) neden olurlar. Çevrede bulunan hayvan, böcek, küf mantarı, besinler, ilaçlar ve üretim sektöründe kullanılan bir çok made de (mesleki allerjenler) allerjen olabilir. Hepsi etkiledikleri organa göre alerjik bulgulara neden olur.

 

EN SIK RASTLANAN ALLERJENLER NELERDİR ?

Allerjenler 5 ana grupta toplanabilir:

i. Çevresel (aero) allerjenler

          a. Ev tozu akarları

          b. Polenler

          c. Küf mantarları

          d. Hayvan allerjenleri

ii. Böcek allerjenleri

iii. Besin allerjenleri

iv. İlaç allerjenleri

v. Mesleki allerjenler.

 

Bunlar içinde en sık rastlanan ve en sık alerjik hastalığa yol açanlar çevresel allerjenlerdir. Bunlar da yukarıda belirtildiği gibi bulundukları ortama göre ev içive ev dışı olarak ikiye ayrılır. En sık rastalanan ev içi çevresel allerjen ev tozu akarı allerjenleri, daha sonra küf mantar ve hayvan allerjenleri gelir. En sık rastlanan ev dışı çevresel allerjenleri ise polen ve daha sonra küf mantarlarıdır.

 

Ev tozu akarları tıbbi adıyla “mite” olarak adlandırılmaktadır. En sık rastlanan tipi de “dermatofagoid” olarak anılmaktadır ki deri yiyen anlamına gelmektedir. Bu parazit niteliğindeki böcekcikler normalde halı, klim, yorgan, yastık, tüylü eşyalar ve oyuncaklarda yaşarlar. Yaşamaları için gerekli besini insan deri ve tüy döküntülerinden karşılarlar. Su ihtiyaçlarını ise havadaki nemden elde ederler. Bu nedenler insanın olduğu yerde, nemli ortamda ve tüylü zeminde yaşayıp ürerler. 30-40 mikron (1 mikron milimetrenin binde biridir) çapında bir büyüklüğe sahiptir. Yumurtlayarak çoğalırlar. Yumurtadan çıkan yavru 3 haftada erişkin hale gelerek çoğalmaya başlar. Ev tozu akarının en sık allerjeni dışkılarıdır. Yaşadıkları halı, klim, perde vs ye bıraktıkları dışkıları üzerinde yürüme, silkme ve benzeri hareketlerle çevre havaya karşır ve buradan kolayca burundan da geçerek solunum yollarına ulaşarak en sıklıkla alerjik astıma yol açar. İnsanın ev içinde geçirdiği en uzun süre yatak odaları olduğu için en sık akar allerjeni ile karşılaşma yeride yatak odasıdır. Burada yatak, yorgan, yastık, yerdeki halı, klim, perde ana kaynaklardır. Akarların nemin % 50 nin altında olduğu yerlerde ve 60 derece ısının üzerinde yaşama şansları azalır. En sık ev içi allerjenleri oldukları için ve her zaman ortamda bulundukları için yıl boyu alerji yaparlar. Tabiki ev içinde ve kapalı ortamda geçirilen birim zamanın arttığı kış mevsimlerinde daha çok alerjik hastalık bulgusuna yol açarlar.

Polenler ot, ağaç ve çiçeklerin üremelerinde görevli olan çapları ortalam 5-40 mikron arasında değişen erkek gametlerdir. Bilindiği gibi bu erkek gametlerin bitkilerin dişi organına ulaşması gerekir. Bu ya rüzgarla hava yoluyla olur yada böcek ve sinekler aracılığı ile olur. Bu nedenle polenlere ait klinik bulgular bu bitkilerin çiçeklerini açtığı üreme mevsimi olan bahar aylarında olur. Rüzgarla etrafa yayılan polenler alerjiden sorumludur ve daha hafif olanlardır. Bunlar sadece bitkinin bulunduğu yerde değil kilometrelerce uzağa bile rüzgarla yayılabilir. Böceklerler aktarılan polenler ise daha ağırdır ve havada asılı bulunmadıkları için pek alerjiye neden olmazlar. Örneğin çayır, çimen ve ağaç polenleri rüzgarla taşınan ve havada dolanan polenler olduğu için alerjik nezleye (saman nezlesi) neden oldukları halde, ev içi ve dışında bulunan süs bitki ve çiçeklerinin poleni daha ağır bir yapıya sahip olu böceklerle taşınırlar ve alerjiye pek neden olmazlar. Ot, ağaç ve diğer polene sahip olan bitkilerin dağılımı ve çiçek açma zamanları yetiştikleri toprak ve mevsimsel özelliklere göre değişir. Her yerde aynı bitki yetişmez. Bu nedenle alerjik olan polen tipi o yöredeki bitki örtüsü (flora) ile ilgilidir. Örneğin sıklıkla Amerika’da olan amerikan nezle otu bizim ülkemizde alerjik etken olarak rastlanmaz. Ancak özellikle Akdeniz bölgesinde sık bulunan zeytin sık bir saman nezlesi etkeni iken bu Afrika ve benzeri ülkelerde bir alerji etkeni olarak saptanamaz. Ayrıca bahar mevsiminin başlangıç zamanı, havanın yağmurlu olması vb nedenler de havada bulunacak olan polenin çıkma zamanı ve yoğunluğunu etkileyecektir. Bu da klinik bulguların çıkma zamanı ve şiddetinin değişmesine neden olacaktır. Polenler büyük partikül yapısına sahip oldukları için sıklıkla nefes alırken burunda tutuldujları için alerjik saman nezlesine neden olurlar. Partikül çapı daha küçük olanlar yada ağızdan soluma ile bronşlara ulaşanlar ise daha az oranda alerjik astıma yol açarlar.

.

Küf mantarları ev içi ve ev dışı allerjen olma özelliğine sahiptirler. Bunlar sıklıkla ev içinde organik eşyaların, yemeklerin, ev dışında ise bitki ve hayvanların üzerinde yaşayan mikroplardır. Yenilen mantarlarla herhangi bir ilgileri yoktur. Küf mantarları nemli, organik besin artığı bulunan ortamlarda ürerler. Buradan da havaya bol m,ktarda üremelerini devam ettiren mantar sporlarını bırakırlar. Bunlar polenlerden çok daha küçük 3-5 mikron çapındaki hücrelerdir. Havaya kolayca karışır ve taşınırlar. Üredikleri yerde sarı, yeşil vs renk oluştururlar. Üremeleri ve etrafa spor bırakmaları yıl boyu olabilse de en sık havaların ısındığı ve orta şiddette rüzgarın olduğu bahar ve yaz aylarında üremeleri en üst düzeyde olur. Kışın düşük dereceli ısıda ve hele karlı ortamda üreyemez ve alerjiye neden olan sporlarını bırakamazlar. Yani üremelri ve etrafa spor yayabilmeleri hava sıcaklığı, nemi ve diğer iklim koşulları ile ilgilidir. Bu nedenle polen alerjisi ile karışabilen alerjik bulgulara neden olabilirler. Çok küçük yapıya sahip oldukları için hem alerjik nezle hem de alerjik astıma neden olurlar.

.

Hayvan allerjenleri de sıkça rastlanan çevresel allerjenlerdir. Bunlar arasında en sık görüleni kedi ve köpek alerjisidir. Kedinin deri döküntüsü, tüyü, salyası, idrarı ve dışkısı alerjik olabilir. Bunlar alerjik nezle, egzema ve bazen de astıma yol açabilir. Bulgular sıklıkla kedi ile ev içinde yakın temasla olmakla birlikte, dış ortamda da olabilir. Kedi evden uzaklaştırılsa bile allerjenleri 6 ay ve daha uzun süre ile aynı ortamda kalabilir. Köpek de aynı şekilde ve benzeri materayalleri allerjikdir. Ayrıca kümes hayvanı, kuşlar, koyun ve bir çok hayvana karşı, hatta laboratuarda deney yapmada kullanılan hayvanlara karşı da laboratuar çalışanlarında alerji saptanabilir.

Böcek allerjenleri içinde en sık rastlananı arı alerjisidir. Arının zehirinin içindeki bazı protein yapısındaki maddelere karşı alerji gelişir. Bunun gelişmesi için kişinin önce bu zehir ile karşılaşılıp duyarlı hale gelmesi ve daha sonra tekrar karşılaşması gerekir. Arı alerjisinin en korkulan yönü, allerjen arının sokması ile direk olarak vücuda girdiği için anaflaksi denilen ölümcül bir alerjik şoka neden olabilmesidir. Tüm arı tiplerine karşı alerji gelişebilir. Ayrıca sivrisinek ve diğer sokucu tüm hayvanların çıkartı, zehir ve salyalarına karşı da alerji gelişebilir. Gelişen alerjik reaksiyon sadece deride geniş bir kızarıklıktan ölüme kadar değişebilen yelpazede olabilir. Ayrıca bu grupta hamamböceği alerjisi de sayılabilir. Hamam böceğinin ise dışkısı allerjikdir. Henüz ülkemizde yayagın olmamakla birlikte, özellikle kapalı oartamda yaşamın uzun olduğu Amerika başta olmak üzere sosoyoekonomik düzeyi yüksek ülkelerde daha sık rastlanır. Astım, alerjik nezle ve egzemaya neden olabilir.

İlaç allerjenleri içinde en sık bilinen penisilindir. Ancak bilinmelidir ki en sık ilaç allerjeni penisilin değildir. Tüm ilaçlar en az penisilin kadar alerjiye neden olabilir. Kullanılan antibiyotikler, ağrı kesiciler, insülin, hormon preperatları bunların başında gelmektedir. İlaç allerjenleri içinde en korkulan durum yukarıda bahsedilen ölümcül reaksiyon olan anaflkasiye neden olabilmelidir. Ancak bu çok sık rastlanan bir durum değildir.

Besin allerjenleri içinde en sık rastlananı çocuklar için inek sütüdür. Bunun nedeni de inek sütünde anne sütünde bulunmayan “beta-laktoglobulin” isimli bir proteinin bulunmasıdır. Ayrıca yumurta, deniz ürünleri, fındık-fıstık, tahıllar, et, muz, kivi,  vs diğer besin alerjisi nedenleridir. Bazen besinler üzerinde bulunan çevresel allerjenlerin alınmasıyla yanlışlıkla o besinin alerjik olarak algılanmasına enden olabilir. Örneğin domates üzerindeki polen o domates yenilince alerjik bulgular neden olabilir. Besin alerjisi bulguları genelde karın ağrısı, ishal, kusma, ağız da şişme ile gelir. Ancak sadece gelişme geriliği, kilo alamama, alerjik astım, egsersiz şoku, saman nezlesi yada özellikle çocuklarda alerjik egzema bulguları ile de gelebilir. İnek sütü, yumurta ve bazı besin allerjenlerine karşı reaksiyon çocukluk döneminde sonra görülmezken diğerleri ömür boyu devam eder.
Kaynak:Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneği/Doç.Dr.Hasan YÜKSEL

Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir.
 

 
 Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır. Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi, allerjik hastalık gelişimine neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle almaktadır. Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Tek yumurta ikizleriyle ilgili çalışmalar bu "genetik olmayan" faktörlerin güçlü rolünü çok iyi ortaya koymaktadır. Genetik yapılarının aynı olmasına rağmen tek yumurta ikizlerinin sadece % 25-50'sinde aynı allerjiler veya aynı allerjik hastalıklar gözlenmektedir.

 
 Belli bir zaman süresince belli bir allerjenle yüksek düzeyde karşılaşan bir kişinin o allerjene karşı duyarlılık kazanma şansı, daha az karşılaşan kişiye göre daha fazladır. Örneğin, erken yaşlarda yüksek miktarda ev tozu akarıyla karşılaşmanın, daha sonra ev tozu akarına allerjik olma riskini dramatik olarak arttırdığı kesin olarak gösterilmiştir.

Ayrıca, özellikle sigara dumanı başta olmak üzere bazı irritanlara maruziyet allerjenlere duyarlılaşmada önemli rol oynamaktadır.
 

Tarih: 23 Mayıs 2007 Çarşamba - By: admin - Okunma: 4274 - Arkadaşına Gönder

Yorum Ekle

Yorumlar
Bu makaleye yorum yapılmamış...
Bu makaleye toplam 0 yorum yapılmış.
ANKET
Soru: Allerjik bir hastalığınız var mı?
Hayır,yok (4 %)
Evet,gıda allerjisi (10 %)
Evet,ilaç alerjisi (4 %)
Evet.allerjik astım (26 %)
Evet,egzema (13 %)
Evet,sebebini bilmiyorum (40 %)
(2259 Oy kullanılmış.)
# Sonuçlar

TAKVİM(Arşiv)
« Eylül - 2010 »
Pzt Sl Çrş Prş Cm Cmt Pz

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28

29

30

EN ÇOK OKUNANLAR
ALLERJİ VE BİOREZONANS (5487)
ALLERJİK CİLT HASTALIKLARI (5301)
ALLERJİ NEDİR? (4275)
ÇOCUK VE ALERJİ (2861)
En sık görülen Alerjenler (2673)
ÜRTİKER (KURDEŞEN) (2581)
ALERJİ HASTALARI TRAFİKTE NASIL HAREKET ETMELİ ? (2402)
Alerji ve Otizm (2312)
ATOPİK DERMATİT (2295)
Selenyum astım atak sıklığını azaltıyor mu? (1932)
DESTEKLEYENLER
ArabaRehberi.Net
Pazaryeri.Gen.Tr
Kariyerin.Com
Edizayn.Org
Medya Rehberi
WebSiteTasarimi.Net
SIGARAYIBIRAKIN.NET
Biorezonans Tedavisi
Marjinal Pet Shop
  Biorezonans alerji tedavisine kesin çözüm mü? - Copyright © 2006Yönetim Paneli